Bir Roma eyaleti olan Anadolu’nun Frigya bölgesinde M.S. 100 yılları civarında tarlasında çalışan köleleri gözetleyen çiftçinin dikkatini bir kölenin ayağındaki pranga çeker. Pranga gevşek görünmektedir ve çiftçi kölenin kaçabileceğini düşünerek hemen yanına gider. Sahibi ayağındaki prangayı sıkıştırmak istediğinde, köle buna gerek olmadığını, zaten kaçamayacağını, eğer pranga sıkıştırılırsa ayağının kırılabileceğini söyler. Efendisi köleyi dinlemeyerek prangasını sıkıştırır ve sonuçta kölenin ayağı kırılır. Ancak kölede hiçbir tepki yoktur. Sahibi bu duruma çok şaşırır ve neden hiçbir tepki vermediğini sorar. Köle, ayağının zaten kırılmış olduğunu, bundan rahatsız olarak bağırıp çağırmanın bir şeyi değiştirmeyeceğini söyler. Kendisinin yaptığı yanlışlığın sebep olduğu kötü sonuç karşısında, hiç rahatsızlık duymamasından çok etkilenen sahibi, köleyi serbest bırakır. İşte bu köle ünlü bir felsefeci olan Epiktetos’dur. Epiktetos, özgürlüğünü elde ettikten sonra, Roma’ya gelir ve yaşamını etkili bir felsefeci olarak sürdürür. Epiktetos’a göre, insan iç huzuruna ve iyi bir yaşama, kontrolünde olan ve olmayan öğeleri birbirinden ayırdığında ulaşır.
İşte bu noktada, bazen farkında olmadığımız, bazen de farkında olsak da bir parçamız gibi kabul ettiğimiz, ama gerçekte kontrol altına alabileceğimiz bazı düşünce hatalarımıza bir göz atalım.
Aşırı Genelleme: Aşırı genelleme yapan kişilerin cümlelerinde „kesinlikle, asla, hiçbir zaman, daima, hiç kimse “kelimelerine sıklıkla rastlarsınız. Örneğin; Erkek arkadaşı veya eşi tarafından aldatılan bir kadının, tüm erkeklerin güvenilmez olduğunu, matematik sınavından zayıf alan bir öğrencinin matematiği asla anlayamayacağını veya bir arkadaşı tarafından reddedilen kişinin tüm arkadaşları tarafından reddedileceğini düşünmesi gibi.
Zihin Okuma: Hiç birimizin karşımızdakinin zihnini okuyabilme gibi bir yeteneği olmamasına rağmen, nedense bunu değişen ölçülerde yapıyor ve gereksiz mutsuzluk, sıkıntı ve çatışmalar yaşıyoruz. Örneğin bir topluluğa karşı yaptığı konuşma sırasında, dinleyicilerden birinin esnemesi üzerine çok sıkıcı ve dinlenilmeye değer birisi olmadığını düşünen kişi zihin okumaktadır. Esneyen dinleyici belki de bir gece önce sabaha kadar bebeğiyle ilgilenmek zorunda kalmış olabilir. Veya karşıdan gelen arkadaşı, kendisine bakmadan ve selam vermeden yanından geçtiğinde aklına „Beni hiç önemsemiyor, selam vermeye bile layık bulmuyor “diye düşünen kişi de zihin okumaktadır. Belki arkadaşı o gün yorgun, dalgın veya hastadır.
Hep ya da Hiç Biçiminde Düşünme: Kimileri için de hayat siyah ya da beyazdır. Grilere yer yoktur. Örneğin „Mükemmel olmazsam, başarısızımdır “, „Herkes tarafından sevilmezsem, kötü hissederim “, „Bana hatalarımı söylüyorsa, beni hiç sevmiyordur “ve benzeri gibi.
Büyütme ve Küçültme: Bu düşünce hatasında kişi hayatındaki olumlu olayları küçültürken, olumsuz olayları büyütmektedir. Şöyle ki; çok iyi bir okul mezunu ve işinde çok başarılı bir kişinin, bunun önemsiz ve sıradan bir durum olduğunu düşünmesi ya da karnesinde fizik hariç diğer dersleri iyi olan bir öğrencinin, diğer dersleri küçümseyip „herkes yapabilir, zaten çok kolaydılar “diyerek sadece fizik dersini gözünde büyütmesi gibi.
-Meli, -malı Düşünme: Kimileri hem kendileri hem de başkalarının nasıl davranması gerektiğiyle ilgili sert kurallara sahiptirler. Eğer bu kurallara kendisi uymazsa suçluluk, çevresindekiler uymazsa öfke ve kızgınlık hissederler. „Herkes, önce karşısındakini düşünmelidir “, „Hayat, adil olmak zorundadır “veya „Kimse kimseyi kıskanmamalıdır “ve benzeri gibi.
Kişiselleştirme: Kişiselleştirme düşünce hatasında kişi, kendisiyle ilgili olmayan veya çok az ilgili olan bir olayı, kendisiyle bağlantılı görür ve olumsuz sonuçlardan kendisini sorumlu tutar. „Babam çok üzgün, kesin benim yüzünden “, „Çocuğumun sınavı bugün kötü geçmiş, yetersiz bir anneyim “veya „Arkadaşlarım kesin bana gülüyorlar “ve benzeri gibi.
Felaketleştirme: Kişi eğer yaptığı hata sonucunda dünyanın sonu gelmiş gibi davranıyor, en ufak tersliği büyütüp, pireyi deve yapıyorsa felaketleştirme düşünce hatasına sahip demektir. „Projeyi yetiştiremedim, kovulacağım “, „Beni terk ederse, bu, benim sonum olur “, “Eğer konuşurken kekelersem, her şeyi mahvederim ve bir daha asla düzeltemem “ve benzeri gibi.
Bu düşünce hataları her birimizde değişen sıklık ve yoğunluklarda olabilir. Ancak yoğunluk ve sıklık psikiyatrik rahatsızlıkları olan bireylerde daha fazladır. Bilişsel davranışçı terapiler aracılığıyla kişinin işlevselliğini bozan bu düşünce ve davranışlar, nedenleri saptanarak, sağlıklı ve işlevsel olanlarıyla değiştirilmeye çalışılır.