Kaygı (Anksiyete)

Zaman zaman yaşadığımız anksiyete (kaygı, iç sıkıntısı, bunaltı) belli bir seviyede ise, bu hayatta kalmamızı yani sorunlarımızla baş edebilmemizi sağlar. Ancak aşırı, uzun süreli ve uygunsuz kaygı hayatımızın kalitesini bozar. Aslında kaygı, harekete geçmemizi sağlayan uyarandır. Örneğin, size doğru hızla koşan pitbull cinsi bir köpek hayal edin ya da 3 gün sonra çok önemli bir sınavınız olduğunu düşünün. İlk durumda yaşadığınız kaygı, sizi hızla köpekten uzaklaştırırken, ikinci durumda sınava hazırlık yapmanızı sağlayacaktır. Görüldüğü üzere anksiyete bu durumda faydalıdır, yani yaşamımız için gereklidir.

Ancak bazen kişi genellikle hiçbir dış etken olmaksızın kendini korku ve baskı altında hisseder. Sanki bir tehlikeyi bekliyormuşçasına bedensel ve ruhsal değişikler yaşar. 

Örneğin; anksiyete bozukluğu olan kişi telefon ya da evinin kapısı her çaldığında kötü bir haber alacakmış gibi hisseder. Gününün büyük bir kısmında huzursuzdur, çabuk irkilir, kolay sinirlenir ve aşırı evhamlıdır. Uyumakta ve dikkatini yaptığı işlere vermekte zorlanır, bazen kontrolünü kaybedeceğini, çıldıracağını ve hatta o an öleceğini bile düşünebilir. 

Yaşadığı gerginlik nedeniyle kas ağrıları olabilir, çabuk yorulur, bazen çarpıntı, boğulma hissi, ağızda kuruluk, göğüste baskı, titreme, terleme, bulantı ve sıcak basması şikayetleriyle defalarca acil servis, kardiyoloji, iç hastalıkları, göğüs hastalıkları ya da diğer branşlara başvuruda bulunabilir. Yapılan muayeneler ve tetkikler genellikle normaldir. İşte bu aşamada psikiyatri devreye girer. Öncelikle kişinin hayat kalitesini düşüren bu durumu tanımlamak gerekir. Çünkü anksiyete bozuklukları şu başlıklarını içerir:

 

  1. Yaygın Anksiyete Bozukluğu olan bireyler, çoğunlukla ortada bir neden yok iken aşırı bir şekilde, günün çok büyük bir kısmında, günlük hayatlarını kısıtlayacak şekilde endişe duyarlar. Endişelerinin aşırı ve anlamsız olduğunu bilseler de kontrol edemezler. Yorgunluk, yaygın vücut ağrıları, sıcak basması gibi bedensel şikayetler sık görülür.
  2. Panik bozukluğu, panik atağı denilen, bedensel semptomların (terleme, titreme, nefes alamama hissi, çarpıntı, göğüste sıkışma, bulantı, karın ağrısı vs.) eşlik ettiği korku nöbetlerinden oluşur. Kişi çıldıracağından ya da öleceğinden korkar. Aniden başlar, şiddeti giderek artar, ortalama 10-30 dk. içinde şiddeti azalarak kaybolur. Ancak ne zaman yaşanacağının bilinmemesi kişide „beklenti anksiyetesi “dediğimiz duruma yol açar. 
  3. Sosyal fobide kişi toplumsal ortamlarda yargılanacağını ve küçük düşeceğini düşünür. Bu nedenle insanların içinde yemek yemekten, tanımadığı insanlarla yüz yüze ya da telefonla görüşmekten, bir partiye katılmaktan ya da dinleyicilerin önünde konuşmaktan rezil olacağı korkusuyla kaçınır ya da aşırı ve mantıksız bir sıkıntı yaşar. Çekingenlik gibi düşünülüp tedaviye başvurulmayabilir, dikkatli olmak gerekir. 
  4. Obsesif Kompulsif Bozukluk halk arasında takıntı hastalığı olarak bilinir. Temizlik, kontrol, simetri, düzen, biriktirme, sayma, cinsel takıntılar en bilinenleridir. Bu takıntılar nedeniyle kişinin hayat kalitesi belirgin bir şekilde düşer.
  5. Travma Sonrası Stres Bozukluğu savaş, işkence, tecavüz, deprem, sel, iş ve trafik kazaları gibi travmalardan sonra travmanın tekrar tekrar hatırlanması, yeniden yaşanacağı korkusu, kabuslar ve huzursuzlukla belirgindir.
  6. Özgül fobide belirli durum veya nesnelere karşı aşırı ve mantıksız bir korku vardır. En bilinenleri uçak, yükseklik, örümcek, yılan, iğne, kan ve benzeri fobileridir. Bu hastalığın en önemli özelliği, tedavisinin olmadığının düşünülmesidir. 

Şunu bilmemiz gerekir ki; anksiyetenin ortaya çıkışında birden çok faktör rol oynar. Yapılan araştırmalar, kadınların ve ailesinde anksiyete bozukluğu olan bireylerin daha fazla risk altında olduğunu göstermiştir. Bunun yanında yetiştirilme biçimi, yaşam olayları, yakın zamanda yaşanılan stresler ve kişinin olaylar karşısında duygularını dışa vurabilme yeteneği anksiyete oluşumunda önemli faktörlerdir. Bazı durumlarda kişi yaşadığı kaygı ile baş edemediğini hissettiğinde, kesici veya sivri bir cisimle derisini çizerek ya da vücuduna sigara basarak kendine zarar verme davranışları gösterebilir.

Tedaviye başlayabilmek için öncelikle kişide hangi anksiyete bozukluğunun olduğu belirlenir. Bazı durumlarda uygun doz ve sürede ilaç, bazı durumlarda psikoterapi, bazı durumlarda ise hem ilaç hem de psikoterapi ile hastanın yaşam kalitesi düzeltilir.

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir