Mobbing (Psikolojik terör)

Son yıllarda adını sıkça duymaya başladığımız mobbing kavramı aslında başlangıçta çocukların birbirlerine karşı kullandıkları zorbalık ilişkilerini tanımlamak için kullanılmış olsa da çalışma yaşamı için mobbing kavramı ilk kez 1984 yılında Alman endüstri psikoloğu Heinz Leymann tarafından ortaya atılmıştır. 

Mobbing denildiği zaman aklımıza zorba-kurban ilişkisini getirebiliriz. Burada zorba özellikle ast üst ilişkisinin olduğu gruplarda gücü elinde bulunduran kişi ya da grubu, kurban ise uzun süreli sistematik baskıya, psikolojik saldırıya maruz kalan kişiyi temsil eder. Zorba, sistemli ve sürekli bir şekilde bireye yani seçtiği kurbana düşmanca ve ahlak dışı psikolojik şiddet uygularken amacı çoğu zaman kişiyi küçük düşürüp saygınlığını zedeleyerek işini bırakmasına neden olmak ya da o kişinin kontrolünü elinde tutmaktır.

Çalışanların rollerinde belirsizliğin, aşırı rekabetin ve iş yükünün olduğu, iş birliği ve dayanışmanın olmadığı iş ortamları mobbing için oldukça elverişli ortamlardır. Böyle ortamlarda dürüst, güvenilir, işlerini benimseyerek yapan, zeki, yetenekli, yaratıcı özellikler gösteren, farklı görüşlere alternatif bakış açısıyla bakabilen, başarıyı amaçlayan, politik davranmayan, ilkelerine saygılı, çoğu zaman içe dönük ve incinebilirliği yüksek kişiler kurban olmaya adaydırlar. 

Her zaman güçlü olmayı isteme, kendini diğer insanlardan üstün görme, can sıkıntısı içinde zevk arama, düşmanlıktan hoşlanma, aşırı kontrolcü, sinirli ve korkak olma, korktuğu insanları denetim altında tutabilmek için hile ve baskı yapmaktan çekinmeme gibi özellikler ise zorbalar yani mobbing yapan kişilerin ortak özellikleridir.

Eğer iş yerinizde kapasitenizin altında konumlarda çalıştırılıyorsanız, yaptığınız iş sürekli eleştiriliyorsa, sözlü ve yazılı tehditler alıyorsanız, toplantılarda sözünüz devamlı kesiliyor, düşünceleriniz dikkate alınmıyorsa, işyerinde yükselmenize izin verilmiyorsa, sürekli azarlanıyorsanız, jestler ve mimikler ile ilişki kurmanıza izin verilmiyorsa, sanki ortamda yokmuşsunuz gibi davranılıyor, sizinle konuşulmuyorsa, hakkınızda asılsız söylentiler dolaşıyorsa, gülünç durumlara düşürülüyorsanız, dini ve siyasi görüşlerinizle, milliyetinizle dalga geçiliyorsa, fiziksel ya da cinsel tacize maruz kalıyorsanız ve tüm bunların üstüne sorun sizdeymiş gibi davranılıyorsa ve bu davranışlar kasıtlı bir şekilde en az altı aydır devam ediyorsa mobbinge uğruyorsunuz demektir. 

Yaşadığınız gerginlik sizde travma sonrası stres bozukluğuna, depresyona, yaygın anksiyete bozukluğuna, panik bozukluğuna, gastrit, kaşıntı, kızarıklık ve ağrı bozuklukları gibi bedensel yakınmalara ve intihara neden olabilir. Bazı bireyler kendilerini iyileştirme amaçlı alkol ya da madde kullanımına yönelebilirler.  

Yaşadığınız bu zorlu süreçte sessiz kalmanız mobbing uygulayan kişinin işini kolaylaştıracak, sizin daha fazla yara almanıza neden olacaktır. Bu nedenle kendinizi çaresiz hissetmemeli, problem çözme becerilerinizi geliştirmek için bu durumu yakınlarınızla ve gerekirse bir profesyonelle paylaşmalı, yapabileceklerinize odaklanmalısınız. 

İlk iş, rahatsızlığınızı mutlaka dile getirmelisiniz. Maruz kaldığınız tacizi belgelemeniz önemlidir. Davranışların, örneğin neden sizinle konuşulmadığının, sürekli azarlandığınızın ya da size uygun olmayan işlerde çalışmaya zorlandığınızın nedenlerini sormalı, cevapları kaydetmelisiniz. Verilen her talimatı yazılı olarak belgelemeli, yetkilileri bu durumdan haberdar etmelisiniz. Hukuksal girişimde bulunmalı, tıbbi ve psikolojik yardım almaktan çekinmemelisiniz. Aldığınız bu yardımlar da hukuki süreçte size yardımcı olacaktır.

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir